29 Ocak 2013 Salı

Gece uykusunda ve memeden kesmede son gelişmeler

Karen Su cumartesi gününden beri gündüzleri meme emmiyor. Nasıl mı başardık, tüm günü dışarıda geçirerek :) Dışarıdayken eğer uykusu gelmemişse gün içinde meme istemiyor. Evdeyken can sıkıntısından sanırım, her dakika emesi geliyor çocuğumun :)

Cumartesi iş toplantısı, pazar günü akrabalarla buluşma, pazartesi avm ziyareti, salı iş toplantısı derken öğlen uyku düzeni bozuldu kuşumun. Pazartesi 16:00 - 17:30 arasında öğlen uykusuna yattı, salı 17:00 - 18:30 arası. Korktuğumun aksine gece uykusuna 20:00 civarı yattı iki günde de ve gece sadece 4 kere uyandı. Sadece ikisinde meme emmek istedi. Onları da kucağımda uyuyabilmek için yaptı, aç olduğundan ya da alışkanlıktan değil. Diğer iki uyanışında uyku sersemiydi. Kucağıma aldım tekrar yatırdım uyudu.

Sonuç1; memeden uzaklaşmada umut var. Bir iki gün daha gündüzleri emmezse unutabilir bile. Sonuç2; gündüz çok uyumadığı için gece iyi uyuyor olabilir. Bunu da bir kaç gün daha denemeyi düşünüyorum. Sonrasında öğlen uykusu düzenini tekrar oturturum nasılsa.

Gelişmelerle çok yakında karşınızda olacağım :)

Sevgilerimle
Karen Sunun annesi

12 Ocak 2013 Cumartesi

31 Aralıkta neler yaptık Bölüm1

Bu sene Karen' le ikinci yılbaşımızdı. Geçen sene dört buçuk aylık olduğu için hiçbir şeyin farkında değildi. Ama bu sene durum daha farklı, kendisinin daha bir farkında. Her ne kadar büyüyünce hatırlamayacak olsa da ben hatırlayacağım diyerek 31 Aralık 2012 gününün diğer günlerden daha farklı  olmasını istedim. Tüm engellere göğüs gererek kuzucuğumu önce kahvaltıya oradan da Tepe Nautilus' a götürdüm.

Baştan başlayayım.

Sabah kalktık. Babamızı işine yolcu ettik. Anne kız yılbaşının hatrına felekten bir gün çalalım dedik ve kahvaltıyı dışarıda yapmaya karar verdik. Giyindik, süslendik bir güzel. Takım taklavat çantamızı hazırladık. Elimizde mavi kulaklı köpeğimiz ile kapıdan çıkmaya hazırız. Ama o da ne! babamız arabanın anahtarını çantasında işe götürmüş. Bu da kapının önünde yatan arabadan faydalanamayacağımız, daha da kötüsü bagajında duran pusetimize ulaşamayacağız demek.

"Olsun, herşeye rağmen bu gün güzel bir gün olacak" diyerek çantamızı biraz hafiflettim ve aldım kızımı kucağıma kendimi sokağa attım. Mutfağının temiz olduğunu düşündüğüm en yakın kafeye girdik . Sabahın kör vakti bir kadın ve bir çocuk gören garsonun şaşkın bakışları arasında bir masaya yerleştik.     Kahvaltı tabağımızı ve tuzsuz omletimizi sipariş ettik. Karen' in  hiç ettiği peçete ve kağıtlı şekerleri saymazsak güne güzel bir başlangıç yaptık. Keyfimiz yerinde güle oynaya kafeden çıktık. "Bu güzellik burada bitmemeli" diyen doyumsuz anne ben, "eve gideceğimize yavrucuğuma farklı bir gün yaşatayım" diyerek Karen kucağımda, soluğu Tepe Nautilus' ta aldım. Tam da tahmin ettiğim gibi süslü çam ağaçları, ışıklar, hediye paketleri Karen' e "Aman Allahım bu ne eğlenceli bir dünya" dedirtti resmen :) Çocuğum hiç görmediği kadar "bop" gördü ağaçların üzerinde ve mağaza vitrinlerinde. Hele Benetton mağaza vitrinindeki devasa toplarla kendinden geçti. Tabi benim de Karen' e " Aman kızım dur, yapma. Bunlar süs annecim, oyuncak değil" demekten dilimde tüy bitti.

Karen' i oyun alanı zannettiği mağazalardan kopardığım bir an meyvesini yedirmeyi de başardım. Sonrasında da bir bebek odası ziyareti ile görev tamamlandı. Herşey yolunda :) Artık akşam katılacağımız yılbaşı partisinin (!) ev sahibesi İrem Anne' ye ufak tefek birşeyler bakabiliriz ... dedim ama ne mümkün girdiğimiz bir mağazadan Karen' i çıkarmak tam 10 dakika sürüyor. Çıktık diyelim hedefe ulaşamadan kendimizi çok alakasız başka bir mağazanın vitrinine yapışmış buluyoruz. Vitrinden ayırmaya kalkınca da çığlık kıyamet... Uykusu da gelmeye başladı. "Memi, memi" diye avazı çıktığı kadar bağıran Karen Su'nun sayesinde Cansu Anne gerçek hayata döndü.

Birisi bana "bir gün Karen' i uyutmamak için büyük çaba harcayacaksın" deseler inanmazdım ama bugün böyle oldu.

Bir iki atak hamle ile çok içime sinmese de hediye işini bitirdik. Neyse ki süt kardeş Ada Kavin' inkini daha önceden halletmişim, yoksa bugün daha büyük bir faciya olabilirmiş.

Cansu üstü bir çaba ile Karen'i kapının önüne kadar uyutmamayı başardım. Ama kuzucuğum tam kapının önüne gelmişken uykuya yenik düştü.

31 Aralık 2012 gününün ilk yarısı huzur dolu sessizlik ile son buldu. Günden bize kalan Karen'İn "kızım bugün gittiğimiz yerde ne vardı" sorusuna kollarını kocaman açarak "boop" demesi oldu :)