31 Mayıs 2012 Perşembe

Minik prensesim gelirken

Bebeğinin doğduğu anı görebilmek annesi için ne büyük bir şans ve mutluluk. Ben de Karen Su' yumun dünyaya gelişine kendi gözlerimle şahit olmayı çok arzu ettim. Ancak bel fıtığım nedeniyle genel anestezi altında sezaryen olmaya mecbur kaldım. Küçücüğümün dünya ile tanışmasını hiç olmazsa sonradan görebileyim diye doğum esnasında fotoğraflarımız çekilsin istedim. Sağ olsun çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan Hande, fotoğrafçıdır kendisi, doğumuma girdi. Ancak Hande'nin iş yoğunluğu sebebiyle bu zamana kadar kavuşamamıştım fotoğraflarımıza. Bir iki gün önce Hande bir sürpriz yaparak CD' yi kuryeyle ulaştırdı bana. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam.

CD' nin başlarında, kızımıza kavuşacağımız o gün eşimi ve beni yalnız bırakmayan arkadaşlarımız ve sevgili ailelerimiz ile çekilmiş güzel kareler var. İnsanoğlu bir fotoğrafa bakınca önce kendini görürmüş ya, ben de bu fotoğraflara bakınca şöyle düşündüm "ne kadar da şişmiş her yerim, cildim çok bozulmuş, burada güzel çıkmışım, burada çirkin :) Ama kareler bir bir ilerleyip doğuma hazırlandığım anlarda çekilenlere gelince içim ürperdi, 19 Ağustos Cuma gününe geri döndüm...

Aylar süren bekleyişin ardından kuzucuğuma kavuşmama çok az kalmıştı. Son 1 ay muayenelerde yüzünü hiç göstermemişti bize. Öncesinde babasına benzetmiştik ama şimdi nasıldı? Eli ayağı düzgün müydü, her şey yolunda mıydı? Büyük bir sevinç bir o kadar da endişe ile uzanmıştım sedyenin üzerine. O an neden göz yaşlarını tutmakta zorlanır insan, hangi duygu ağır basar? Ben de zor hakim oldum kendime. Hijyen dolayısıyla eşimin doğuma girmesine izin verilmemişti. İçim buruktu biraz. Prensesimle 9 ay boyunca tek bedendik, birdik. Şimdi onu almaya yine tek başıma gidiyordum...

Aşkım bekleyiş bitti. Kızımız geliyor :)
Teyzesi, Karen Su'ya artık çıkma vaktinin geldiğini anlatıyor...


Canım annelerim biraz sonra ben de anne oluyorum... 

Canım babam... eminim beni gördüğün ilk gün geldi gözünün önüne. Şimdi  yavrunun yavrusu geliyor  :)
Canım Ömer babam torununu bekliyor heyecanla...
Güzel yeğenim Özge, kuzeni için hazırlandı o gün :)   



İrem ve Kerem her an yanımızda olduğunuz için teşekkür ederiz... 




Ömürüm, hayat arkadaşım... Kızımızı almaya gidiyorum. Bir ömür elimi hiç bırakma... Seni çok seviyorum...  





    

29 Mayıs 2012 Salı

Bir AVM macerası daha. Bu defa baş rol ekmeğin...

Bugün Karen Su ile birlikte Ataşehir'deki AVM Palladium' a gittik. Hem Karen'e değişiklik olur hem de English Home' da başlayan perde kampanyasına bakmış olurum dedim. Ama gittiğime pişman oldum desem yeridir. Aslında kuzucuğumla başlarda herşey güzeldi. Evimizden kolayca çıktık, araba maceramız güzel geçti. AVM' ye gelince doğru yemek katına çıktık.  Evde kahvaltısını yememek için direnen kuzucum, kahvaltısını yedi bir güzel. Ben de kendim için sipariş verdim. Yemeği beklerken arpası fazla gelen kızım oraya buraya saldırmaya başladı. Sonunda eline bir parça ekmek kabuğu vererek sakinleştirdim. Normalde ekmek vermiyorum halbuki şimdi neden verdiysem... Önce yaladı tadına baktı, güzelmiş... Ben yemeğimi yiyiyorum o da ekmeği kemiriyor. Bir parça ekmek koptu. Ağzında evirdi çevirdi, tükürür gibi yaptı sonra yuttu. "Aaa iyi bak, bu işi de çözdü" diye sevindim kendi kendime, fotoğraflarını çektim bir de hatıra kalacak ya... O sırada bir parça daha koptu, ama bu sefer hazin son, yutamadı miniciğim. Sadece ekmeği değil midesindeki herşeyi çıkardı. Çok kızdım kendime.

Hemen bebek odasına gittik. Altını üstünü değiştim. Meyvesini yedirmeyi denedim istemedi. Tamam çocuğumun midesi kötü oldu, sonra yer. Hazır neşesi yerindeyken biraz dolaşalım değil mi, bu kadar gelmişiz :) Ama ne mümkün Karen'in bu sefer de uykusu geldi. İki tur attıktan sonra tekrar bebek odasındayız. Mama yemiyor, emmek istiyor. Tamam emsin, uyusun bir güzel. İlki tamam da uyumuyor bir türlü. Etraf değişik geliyor, odaya girenler çıkanlar... Neyse koydum tekrar arabasına. English Home' a gidelim, işimizi halledelim de eve dönelim artık diye düşündüm. Ama yok, çılgın gibi bağırıyor. Hadi oturduk bir bekleme koltuğuna. Mamasını yedirdim. Sakinledi biraz arabasına oturttum. Sesi çıkmıyor, mayışık... English Home' a geldik. Tam satış temsilcisine perdeleri sordum ki, benim ki cin kesildi. Kucak istiyor, çığlık atıyor. Ne konuştuğumu bile anlamadan çıktık mağazadan. Doğru otoparka. Arabaya bindik bin bir gürültüyle. Araba hareket edince uyur diyorum ama yok. Çıldırdı. Sağa çektim arabayı. Kucağıma aldım uyutayım diye. (Kucakta uyumaya alışık aslında) Bu sefer de arabanın koltuklarına, camlarına vb saldırıyor. Bu arada mutsuz değil ama sadece hiperaktif. Uyumadı sonuç olarak. Biraz sakinleyince oturttum koltuğuna tekrar. Tam hareket ettim yine bağırmaya başladı. Bu arada gideceğimiz yol da 20 dak maksimum. Ama içim rahat etmiyor o bağırdıkça. 20 dakikalık yolu dura kalka 1 saatte aldık. Eve gelince altını değiştirdim, kucağıma aldım, daha 10' a kadar saymadan uyudu. Hala uyanmadı güzellik. eee naparsın şimdi :)

Sevgiler  

Tadı çok güzel :)
Ama ben daha böyle şeyleri yemeyi bilmiyorum ki :(

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Huysuz kızıma anneanne çorbası :)

Bugün Karen huysuz biraz. Yine diş çıkaracak sanırım. Hiçbir şey yemek istemiyor. Öğlen uykusuna yattığı sırada yiyebileceği bir çorba yapmak istedim. Farklı bir tat olursa belki yer diye düşünerek araştırmaya koyuldum. O sırada annem aradı. Derdimi söyleyince bir tarif verdi, ben bayıla bayıla yiyiyormuşum zamanında. Umarım kızımda yer diyerek "Anneanne Çorbası"nı yaptım. Gerçekten de sabahtan beri 5-6 kaşıktan fazla yemeyen çocuk, kavanozun yarısını yedi. (Ölçü olsun diye, hazırladığım mamaları "milupa"nın cam kavanozunda yediriyorum. Bazen biraz azı bazen biraz fazlası ama genelde "1 kavanoz = 1 öğün" Karen için.)

Çorbanın tarifini aşağıda paylaşıyorum. Umarım sizinki de severek yer.

Sevgiler



Anneanne Çorbası - Domatesli Kıymalı Un Çorbası

Malzemeler:

1 yemek kaşığı kıyma, (3 kere çekilmiş yağsız kıyma olacak)
2 yemek kaşığı un,
1 adet küçük domates (rendelenecek)
1 çay kaşığı zeytinyağı
su

Yapılışı:

Kıymayı yağsız tavada kavurdum. Üzerine domatesi ekledim. Bir kaç kez çevirdim. Ayrı bir yerde yağsız teflon tencerede unu kavurdum. Kıyma ve domatesi unun üzerine ekledim, suyunu koydum. Çorba kaynayana kadar karıştırarak pişirdim. Ateşten alınca 1 çay kaşığı zeytinyağı ilave ettim. Karen henüz taneli yiyemediği için çorbayı rondodan geçirdim.

Yarasın bebişlerimize :)

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Şans meleğim

Karenim kuzucuğum,

Sabahları seninle gözümü açmak ne güzel bir his ve günün geri kalanında birlikte olacağımızı bilmek. Çok yoğun geçen bir günün sonunda "n'olur uyu artık bebeğim" diye gözünün içine bakarken uyuduğunda seni özlemek, sen üst katta yatarken aşağıda sağdan sola dönüşünü duymak, bir saat içinde 4. uyanışında bile "canım benim" diyerek bağrıma basmak, öksürdüğünde endişelenmek... benim için o kadar farklı ve güzel ki. İyi ki doğmuşsun bitanem. En değerli varlığım, şans meleğim benim. Allah'ıma binlerce kez teşekkür ederim. Seni çok seviyorum.





23 Mayıs 2012 Çarşamba

Milupa, Bebinni ve Gelik' e teşekkürler

Dün Karen Su ile birlikte bir AVM' ye gittik. Bebekle kapıdan çıkmanın zorluğunu, bir başka yazımda anlatırım şimdi sonucundan bahsedeceğim. Her hazırlığımız tamam olmasına rağmen yaklaşık bir saatlik bir sürenin sonunda annem, ben ve Karen kendimizi kapının dışına atabildik. Arabamıza kurulduk bir güzel. Tıngır mıngır alışveriş yapmaya Beylikdüzü'ndeki bir AVM' ye geldik. Biraz dolaştıktan sonra kuzucuğumun yemek vakti geldi. Hem onun karnını doyurmak hem de biz bir şeyler atıştırmak için bir kafeye oturduk. Elimi Cevat Kelle çantasına uzattım ama o da ne, yemek çantamız yok! Maması, önlüğü, kaşığı, suluğu hiçbir şeyi yanımıza almamışız. (Eve dönünce gördüm ki; o telaşla, hazırladığım çantayı kapının önünde bırakmışım.) Eee n'olucak şimdi? Tam en güzel masayı seçip bir güzel yerleşmişken toplandık yine... doğru bir bebek mağazasına... Hemen "Milupa" rafını bulduk, favori mamamız "brokoli papates" püremizi aldık. Sırada önlük işi var. Bakınırken "bebinni" tek kullanımlık bebek önlüklerini gördük, denemekte fayda var diyerek attık sepete bir paket. Kaşığı ne yapacağız? Aldığımız kaşıkları nerede, nasıl yıkayacağız? İcatlar ihtiyaçlardan doğarmış, varsa da ben hiç görmedim, "hemen kullanmak üzere hijyenik ambalajla paketlenmiş mama kaşığı üretilmesi gerektiğini fark ettim. Bebek markalarına yazacağım bu önerimi. Eğer üretilirse eminim ki çok satılır :) Sonuçta kaşığı almadık. Bu sefer temizliğinden emin olduğumuz bir restorana oturduk. Huysuz ben :) restorandan aldığımız tatlı kaşığını yeniden bir şişe içme suyuyla yıkayarak Karen'e mamasını yedirdim. Böylece AVM maceramızın ilk olayını atlattık :)

Kıssadan hisse: Artık mama çantasının dışında, giysilerin arasına da yedek bir mama kaşığı koyacağım, sizin de aklınızda olsun.

Bu vesile ile Milupa'ya, bebinni'ye ve Gelik'e çok teşekkür ederim, hayatlarımızı kolaylaştırdıkları için :)

(Cevat Kelle çantası nedir: İçinde mamaların, yeme içme ve diş kaşıma malzemelerinin bulunduğu beslenme çantamızı, alt değiştirme gereçlerinin konulduğu bakım çantamızı ve bunların dışında yedek kıyafet ve oyuncakları barındıran bir nevi küçük bavul

Herkese sevgiler


Yeni mama önlüğü ve mamasıyla Karen Su

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Enginarlı sebze çorbası

Havalar ısındı, enginar mevsimi açıldı. 6 senedir bizim sokağın köşesindeki tezgahtan alırım enginarı. Sağ olsun Fikret Bey her yıl mevsimi gelince özenle seçtiği enginarları temizler, doğrar, limonlu suyun içinde saklar. Size, enginarı temiz suyla çalkalayıp pişirmek kalır sadece. Bugün, artık bizim evde de enginar mevsimi başlasın, Karenim bu faydalı besinle tanışsın istedim. Bizim için zeytinyağlı enginar, kuzucuğum için de enginarlı sebze çorbası pişirdim. Bebeği için değişik bir tat arayanlar aşağıda vereceğim tarifi deneyebilirler. Karen çok sevdi umarım sizinki de sever :)


Enginarlı Sebze Çorbası

Malzemeler

1/2 havuç
1 küçük patates
1/2 enginar (zeytinyağlı yapılacak şekilde doğranmış halinin yarısını kullandım)
1 tatlı kaşığı pirinç
1 parça tavuk eti


Yapılışı

Havucu, patatesi, enginarı ve pirinçleri güzelce yıkayıp, haşladım. Ayrı bir yerde, julyen doğradığım tavuk göğsünü haşladım. Sebzeleri ocaktan almadan tavuk etini ve biraz tavuk suyunu ekleyerek 10-15 dakika kadar aromaların birbirine geçmesi için bekledim. Yiyecekler iyice yumuşayıp özleşince tel süzgeçten geçirdim.

Aslında  pratikliği açısından rondo tercihimdir ama rondomun aparatı kırıldığı için şimdilik süzgeçle idare ediyorum. Bu arada rondo için marka tavsiyelerinizi bekliyorum. Bu kırılan Arzum' du. Şimdi ne alsam karar veremiyorum. Tek rondo mu almalıyım yoksa mutfak robotu tarzı bir şey mi?

Çorba ılıyınca da Karen Su'ya içirdim. Karen bayıla bayıla içti. Farklı tatları sevecek galiba :)


Sevgiler

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Fotoğraf çekiminden eğlenceli kareler


Basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı verdiğim bir küçük ev aletleri markası Anneler Günü'ne özel bir koleksiyon hazırladı. Ürün bilgileriyle birlikte basına gönderilmek üzere farklı  konseptlerde fotoğraf çekimi yapılacaktı. Konseptlerden biri için genç anne, baba ve bebekleri gerekiyordu. Gelen yoğun istek üzerine Karen Su, eşim ve ben gönüllü modellik yaptık :) Çekimler çok eğlenceli geçti. Karen Su doğuştan yetenekli, o gülücükleri bakışları görmeniz lazım :) Aşağıda kamera arkasına dair bir kaç fotoğraf paylaşıyorum. Biz çekim esnesında çok eğlendik, umarım siz de fotoğraflara bakarken keyif alırsınız.

Sevgiler

  
Bu da ne acaba ???
  
Durun bir bakıcam...




      
Hadi baba çabuk ol biraz !!!
 

Bunun için kırılmaz diyorlar, deneyelim görelim...




   
    

 
Oleyy bu tam dişime göre :)
    
OOOhhh süper kaşıyor :)

 


 
Ben de bununla kaşırım dişlerimi :)
  
Diş kaşımak için değilse ne işe yarıyor bu alet ???

 
Bu fotoğraf işi çok zevkliymiş :)



Bir de böyle çek :)

Ooohhhoo çözdüm ben bu işi :)
  
Anne sıradaki kostümmm !!!
   










13 Mayıs 2012 Pazar

Anneler Günü hediyem kuzucuğumun "byebye" yapmasıydı :)

Karen'in sabah 7 deki iştimasını saymazsak gün eşimin kahvaltı sofrasını hazırlarken çıkardığı seslerle başladı. Biraz gürültülü bir sürpriz oldu ama neyse, bazen duymamak en iyisidir :) Birinin sizin için bir şeyler yaptığını bilmek güzel bir duygu. Öğleden sonra ailem ve arkadaşlarımdan gelen Anneler Günü kutlamalarını kabul ettim :) Derken, bir kaç saat içinde rutin bir günü yaşarken buldum kendimi; Karen Su'yun kahvaltısı, meyvesi, çorbası vs. Her zamanki gibi sevgi dolu bir yorgunlukla günü bitirip Karen'i uyutmaya götürürken günün sürprizi geldi. Kuzucuğuma her akşam olduğu gibi "babana byebye yap, uyumaya gidiyoruz" dememe kalmadı Karen babasına el sallamaya başladı :) İşte o an kimse duymasın ama ne hoş kahvaltı sofrası ne duygu dolu mesajlar... en güzel hediyemi kuzucuğumdan aldım ben :)  

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Yarın birileri de benim anneler günümü kutlayacak :)

Annelik ne garip bir duyguymuş. Aslında bir duygu değil sanki; bedenindeki ikinci bir ruh. Sadece bebeğini düşünen onun için var olduğunu düşündüren zaten hep orada olup kendini hissettirmek için doğru zamanın gelmesini bekleyen bir ruh. Bebeğimin içimde olduğunu öğrendiğim an fark ettim onu. Beni ben yapan asıl ruhumun önüne geçmiş, gözümde bir damla yaş oluvermişti.

"B
ebeğim"... ne garip onu öğrendiğinizde bir bebek bile değil aslında, "kendisi" de değil "kese"si bir mercimek tanesi :) İşte o mercimek tanesi içimde büyüdü, tekmeledi, sezaryendi normaldi derken 19 Ağustos 2011 Cuma günü "Can"ıma hayat veren "Su"yum dünyaya geldi, Karen Su, berrak Su'yum benim :) İyi ki geldin :) Seni çok seviyorum.